Avukatlıktan Hayvancılığa Başarı Hikayesi
Asayiş

Avukatlıktan Hayvancılığa Başarı Hikayesi

Mücahit Kibar, İstanbul'dan Aydın'a dönerek hayvancılıkla karlı bir üretim modeli kurdu.

Sondakika Ekonomi2 dk okumaYeniAsayiş
Reklam

728×90 — Reklam Alanı

Reklam vermek için tıklayın →

İstanbul'da 17 yıl avukatlık yaptıktan sonra memleketi Aydın'a dönüp avukatlığın yanında hayvancılık da yapmaya başlayan Mücahit Kibar, hobi olarak başladığı hayvancılığı kısa sürede profesyonel bir üretim modeline dönüştürdü. 'Anası 50 lira, danası 100 lira' sloganıyla özetlediği sığırlarda 'taşıyıcı anne' sistemi ile Kibar, çiftliğiyle hem et verimini artırmayı hem de maliyetleri düşürmeyi hedefliyor.

"Anası 50 lira, danası 100 lira"

Üretim modelinin karlılığını anlattı

Üretim modelini anlatan Kibar, karlılık ve doğal yetiştiriciliğe dikkat çekerek, "2025 Kurban Bayramı sonrası buradaki anneleri ortalama 42'şer bin liraya topladım. Hepsinden de bir sefer buzağı aldım. Buzağıların en düşüğünü de 110 bin TL'den sattım. Dolayısıyla ben burada karlı bir iş yaptım. Bakım maliyetlerim diğer kültür ırklarına göre çok düşük. Çünkü ben bunlardan süt sağmıyorum. Hayvanın günlük verdiği süt 4-5 kilogram civarında. Onu da buzağı istediği kadar emebiliyor. Böyle yapınca inek mastitis olmaz, buzağı ishal olmaz. Buzağı doğar doğmaz annesindeki ağız sütünü yani kolostrumu alır ve bağışıklığını kazanır. Biz buzağının peşinde koşacağız, 'aman ishal olacak, aman ayıralım, 2 kilo süt verdik, 5 kilo süt verdik, sütün ısısını ayarladık, ayarlamadık' gibi bunlarla uğraşmayız. Anneden nasıl geliyorsa süt, doğal bir şekilde buzağı emer" ifadelerini kullandı.

"Yerli ırkla melezleme et açığına çözüm olabilir"

Sistemin en önemli avantajlarından birinin düşük bakım maliyeti ve doğal üretim süreci olduğunu vurgulayan Kibar, hayvan sağlığı açısından da önemli bir kolaylık sağladıklarını söyledi. Kibar, "Burada bir üretim modeli var. Yerli dişi ırklarla kaliteli erkek etçi ırkları melezlemenin ülkedeki et açığına çok büyük katkısı olacağını düşünüyoruz. Bir örnek daha vermek gerekirse, burada bir anne var ve çok büyük çaplı bir anne değil. İlk yavrusu Angus'tu, sattık. Şimdi içinde Hereford var. Aslında bizim hayvanlarımızın onlardan hiçbir farkı yok. Bunların doğuracağı angusların, Uruguay'dan gelen angustan hiçbir farkı yok. Aksine ondan fazla kilo alır, ondan aşağı kilo almaz. Ama biz ne yapıyoruz? Bütün paramızı döviz yapıp yurt dışına gönderiyoruz. Yerli üreticimiz de bıkıyor artık. Sütün, etin para etmediğini söylüyor. Etmez. Çünkü ben 200 bin liralık bir anne alıp günün sonunda 100 bin lira kazanıyorsam benim yaptığım iş mantıklı değil. Ama 50 bin liralık bir anne alıp 100 bin kazanıyorsam benim işim mantıklı" dedi.

"Daha az insan, daha çok huzur"

Hem avukatlık mesleğini sürdürdüğünü hem de hayvancılığın kendisine farklı bir huzur verdiğini dile getiren Kibar konuşmasını şu sözlerle noktaladı;

"Başta babam bu işi yapmamı istemiyor. 'Ben seni okuttum, büyüttüm, avukat oldun. Avukatlık yap' diyor. Ben avukatlığımı zaten yapıyorum. Ama şimdi ben avukatlıkta elde ettiğim stresimi dama geldiğim zaman çobanlık yaparak atıyorum. Yani ben 'çobanlıktan mutluyum, avukatlıktan mutluyum?' Avukatlığı 17 yıldır yapıyorum, mesleğimi seviyorum. Ama çobanlıkta daha mutluyum. Daha az stresliyim, daha az insan, daha çok huzur." - AYDIN

İstanbul, Ekonomi, Aydın, Yerel, Son Dakika

Son Dakika › Yerel › Avukatlıktan Hayvancılığa Başarı Hikayesi - Son Dakika

Sondakika.com'un size anlık bildirim göndermesine izin veriyor musunuz?

📰
Kaynak
Sondakika Ekonomi
✍️
Yayımlayan
Serik Haberleri
Reklam

728×90 — Reklam Alanı

Reklam vermek için tıklayın →