Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Yerel ve mevsimsel ürün kullanımı, ürünün tamamını değerlendiren mutfak anlayışı ve de kurutma, fermente etme, saklama ve yeniden değerlendirme gibi asırlardır uygulanan yöntemler, bugün dünyanın konuştuğu sürdürülebilir gastronomi yaklaşımının Anadolu'daki kadim karşılıklarını oluşturmaktadır." dedi.
Ersoy, "Türk Mutfağı Haftası" kapsamında İstanbul'da düzenlenen "Bir Sofrada Miras" programına katıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın yer aldığı programda konuşan Ersoy, programın bu yılki temasına değinerek, "Bu tema, Türk mutfağını yalnızca yemeklerden oluşan bir seçki olarak değil, göçlerle, ticaret yollarıyla, üretim kültürüyle, imece ruhuyla, aile gelenekleriyle ve kuşaklar boyunca aktarılan bilgiyle şekillenmiş yaşayan bir kültürel miras olarak ele almaktadır." diye konuştu.
Ersoy, Anadolu'nun farklı bölgelerinde somutlaşan zengin gastronomi uygulamalarıyla bu mirasın güçlü biçimde yaşatıldığını belirterek, "Örneğin tören keşkeği imece kültürünü, Anadolu'nun bölge bölge çeşitlenen hamur işleri tarih boyunca süregelen kültürel etkileşimin izlerini yansıtır. Helva çeşitleri ise yalnızca bir tatlı olmanın ötesinde doğum, vefat ve toplumsal buluşmalarda özel yeri olan bir örfün, bir göreneğin ifadesidir." görüşünü dile getirdi.
"Türk sofrasının kendine özgü adabı ve değerleri başlı başına bir kültürel mirastır"
Türk mutfağının gelenek, sağlık ve atıksızlık olmak üzere üç temel değer üzerinde yükseldiğine dikkati çeken Bakan Ersoy, şöyle devam etti:
"Yerel ve mevsimsel ürün kullanımı, ürünün tamamını değerlendiren mutfak anlayışı ve de kurutma, fermente etme, saklama ve yeniden değerlendirme gibi asırlardır uygulanan yöntemler, bugün dünyanın konuştuğu sürdürülebilir gastronomi yaklaşımının Anadolu'daki kadim karşılıklarını oluşturmaktadır. Her biri milletimizin binlerce yıllık birikiminin, köklü geleneklerimizin ve kültürel hafızamızın taşıyıcısı olan nice lezzet, yöntem ve uygulamayı buluşturan Türk sofrasının kendine özgü adabı ve değerleri de başlı başına bir kültürel mirastır. Sofrada büyüklerin gözetilmesi, ekmeğe duyulan saygı, misafirin başköşeye alınması gibi davranış biçimleri kültürel değerlerin gündelik yaşamdaki yansımalarıdır."
Ersoy, Türkiye'nin her bölgesinin coğrafi koşulları, yerel ürünleri ve tarihsel birikimi doğrultusunda kendine özgü bir sofra kültürü oluşturduğuna işaret ederek, bu kültürel mirasın korunmasının yalnızca yemek kültürünü değil, toplumsal hafızayı, örf ve adetleri, dayanışma anlayışını ve birlikte yaşama kültürünü de gelecek kuşaklara aktarmak anlamına geldiğini ifade etti.
"Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı" eseri, Çince ve Kazak Türkçesi olarak okurla buluşacak
Gastronominin deneyim odaklı turizm anlayışı içinde destinasyon tercihlerini etkileyen en önemli unsurlardan biri haline geldiğini vurgulayan Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ile birlikte gastronomiyi küresel destinasyon markasının temel unsurlarından biri olarak konumlandırdıklarını ve bu alanda yoğun çalışmalar yürüttüklerini anlattı.
Ersoy, Bakanlık olarak ayrıca Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve Emine Erdoğan'ın destekleriyle yaklaşık 220 tarif içeren "Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı" adlı eseri 2021'de yayınladıklarını aktararak, "Bugüne kadar Türkçe olarak sekizinci, İngilizce olarak yedinci baskısını yaptığımız bu prestij kitabımızın İtalyanca, Sırpça, Arapça, Farsça, Ukraynaca, Arnavutça, Hırvatça ve Macarca olmak üzere 8 dilde ve ayrıca Özbek Türkçesiyle yayımını da gerçekleştirdik. Almanca olarak şu anda baskı aşamasındayız. Çince ve Kazak Türkçesi ile de inşallah yayına hazırlayacağız." ifadelerini kullandı.
Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında da "Lezzet Durakları" uygulamasını hayata geçirdiklerinden bahseden Bakan Ersoy, şunları kaydetti:



