Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, Hatay'da yabancı basın mensuplarıyla buluştu Açıklaması
Asayiş

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, Hatay'da yabancı basın mensuplarıyla buluştu Açıklaması

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, Hatay'da yabancı basın mensuplarıyla buluştu Açıklaması

Sondakika Ekonomi3 dk okumaYeniAsayiş
Reklam

728×90 — Reklam Alanı

Reklam vermek için tıklayın →

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Dünyanın en gelişmiş ülkeleri dahi depremlerde, afetlerde vatandaşını sigorta şirketinin insafına bırakırken, bugün Türkiye, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 2 yılda dünyada eşi benzeri olmayan bir başarı hikayesini yazmıştır ve ilk gün milletinin elinden tutmuş, o eli asla bırakmamıştır." dedi.

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 31'inci Taraflar Konferansı (COP31) ev sahipliği kapsamında, farklı ülkelerden gelen bakanlar ve uluslararası kuruluşların yöneticilerinin de katılımıyla bir otelde dün başlayan "Türkiye'nin COP31'e Giden Yolu: Dirençli Şehirler" panelinin kapanış oturumu gerçekleştirildi.

Bakan Kurum, oturumun ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman'ın da katılımıyla İletişim Başkanlığı koordinesinde Türkiye'ye gelen yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Burada yaptığı konuşmada Kurum, bugün Türkiye'nin COP31 liderliği sürecinde, şehirlerin geleceğini ele alıp, dirençli şehirleri konuştuklarını söyledi.

Artık dünyada şehirlerin yalnızca büyüklükleriyle, nüfuslarıyla, ekonomileriyle konuşulmadığını belirten Kurum, "Bugün şehirlerin asıl gücü, afetlere ne kadar hazır olduğu, insanına ne kadar güvenli bir gelecek sunabildiğiyle ölçülüyor. İşte şu anda içerisinde bulunduğumuz Hatay, bu yüzden çok özel bir yerde duruyor." diye konuştu.

Bakan Kurum, basın mensuplarından bugün Hatay'da sadece yapılan binaları değil, yeniden kurulan hayatları da görmelerini istedi.

"İklim meselesi, artık yalnızca uzmanların konusu değil"

"Baştan beri hep şu soruyu sordum, dünya iklim değişikliğini nasıl konuşuyor, hangi ülkede hangi başlık öne çıkıyor, insanlar bu meseleyi yalnızca çevre başlığı mı görüyor, yoksa artık günlük hayatlarının bir parçası olarak mı konuşuyor. Şimdi sizlere, bu sorulara cevap veren bir analiz sunacağım. Son 2 ay içerisinde önemli bir araştırma yaptık. Son 2 ayda, iklim değişikliği konusunda, dünya genelinde tam 39 milyon içerik üretilmiş ve yaklaşık 2 milyar etkileşim ve 196 milyar erişim sağlanmış. Yani iklim meselesi, artık yalnızca uzmanların konusu değil. İklim değişikliği artık insanların gündelik hayatına, şehirlerine, ekonomilerine, suyuna, gıdasına, güvenliğine ve geleceğe dair beklentilerine dokunan çok daha büyük bir başlık haline geldi."

Dünyanın iklim değişikliğini tek bir dille konuşmadığını vurgulayan Bakan Kurum, Kuzey Amerika'da iklimin daha çok toplumsal, ekonomik ve politik etkiler üzerinden konuşulduğunu, Avrupa'da karbon emisyonları, net sıfır hedefleri ve fosil yakıtlardan çıkan sonuçların, Asya'da enerji dönüşümü, yenilenebilir enerji ve çevresel çözümlerin daha güçlü bir yer tuttuğunu, Afrika'da ve Güney Amerika'da ise gıda, su ve kalkınma tartışılırken, Avustralya'da enerji ve fosil yakıtların öne çıktığını dile getirdi.

Bakan Kurum, iklim değişikliğinin küresel bir kriz olduğu ancak her coğrafyanın acısının, ihtiyacının, önceliğinin ve çözüm beklentisinin farklı olduğunu belirterek, "Bana göre, bir başka dikkati çekici sonuç da şu, insanlar iklim değişikliğini en çok hayatlarına doğrudan dokunduğu anda konuşuyor. Yangın, sel, fırtına olduğunda, toprak kayması yaşandığında, o ülkede, şehirde su veya gıda krizi kapıya dayandığında konuşuyor. İklim meselesi bir anda o afetler sonrasında soyut bir başlık olmaktan çıkıyor ve insanın evini, işini, sağlığını ve güvenliğini ilgilendiren somut bir gerçekliğe dönüşüyor." değerlendirmesinde bulundu.

"COP31'de meseleyi insanların gerçek ihtiyaçları üzerinden konuşuyoruz"

"Demek ki herkes için mesele, hayatı, güvenliği, geleceği ve yaşamı hep birlikte korumaktır. İşte bizim COP31 yolculuğunda dirençli şehirleri merkeze almamızın sebebi de tam olarak budur çünkü bugün şehir, enerjisiyle, suyuyla, altyapısıyla, ulaşımıyla, atık yönetimiyle, yeşil alanlarıyla ve en önemlisi de orada insanına verdiği güven duygusuyla güçlüdür. Bu yüzden biz de COP31'de meseleyi insanların gerçek ihtiyaçları üzerinden konuşuyoruz çünkü iklim değişikliğiyle mücadele artık sadece bir çevre politikası değil, insanın hayatına dokunan, aynı zamanda hayatını koruyan bir meseledir."

📰
Kaynak
Sondakika Ekonomi
✍️
Yayımlayan
Serik Haberleri
Reklam

728×90 — Reklam Alanı

Reklam vermek için tıklayın →