İstanbul Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi Çocuk Nefroloji Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Demet Alaygut, çocukluk çağı hipertansiyonunun son yıllarda belirgin şekilde arttığını, bunun en önemli nedenlerinin obezite ve hareketsiz yaşam olduğunu belirtti.
Alaygut, Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada yaklaşık 1,3 milyar kişinin hipertansiyon ile yaşadığını, bu sayının her geçen yıl arttığını aktardı.
Hipertansiyonun "sessiz katil" olarak tanımlandığını kaydeden Alaygut, "Pek çok kişi tansiyonunun yüksek olduğunu ancak kalp krizi, inme ya da böbrek hastalığı geliştiğinde öğrenmektedir. Bazı hastalarda baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı, burun kanaması ya da halsizlik görülebilse de çoğu zaman belirti olmayabilir. Bu nedenle düzenli tansiyon ölçümü hayati önem taşımaktadır." diye konuştu.
Prof. Dr. Alaygut Türkiye'de de hipertansiyon sıklığının yükseldiğine, özellikle obezite, hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme ve yüksek tuz tüketimi nedeniyle hastalığın daha genç yaş gruplarında da görülmeye başladığına işaret etti.
Son yıllarda çocukluk çağı hipertansiyonundaki artışın dikkat çekici boyutlara ulaştığını dile getiren Alaygut, "Hipertansiyonun gelişiminde genetik yatkınlık önemli olmakla birlikte modern yaşam alışkanlıkları en büyük risk faktörleri arasında yer almaktadır. Özellikle aşırı tuz tüketimi, obezite, fiziksel hareketsizlik, sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi, kronik stres, düzensiz uyku ve sağlıksız beslenme tansiyon yüksekliğini belirgin şekilde artırmaktadır." dedi.
"Hazır gıdaların tüketiminin artmasıyla hipertansiyon daha erken yaşlarda görülmektedir"
Alaygut, obezite ile hipertansiyon arasında çok güçlü bir ilişki bulunduğunu, fazla kilonun damar yapısında bozulmaya ve kalbin daha fazla çalışmasına neden olduğunu söyledi.
Fazla kilonun aynı zamanda insülin direnci ve hormonal değişiklikler üzerinden tansiyonu yükselttiğini belirten Alaygut, "Özellikle yüksek kalorili hazır gıdaların tüketiminin artması ve günlük fiziksel aktivitenin azalması nedeniyle hipertansiyon artık daha erken yaşlarda görülmektedir. Çocukların ekran başında daha fazla vakit geçirmesi, açık hava aktivitelerinin azalması ve işlenmiş gıda tüketiminin artması bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin dünyada tuz tüketiminin en yüksek olduğu ülkeler arasında yer aldığına dikkati çeken Alaygut, Dünya Sağlık Örgütü'nün günlük tuz tüketiminin 5 gramın altında olmasını önerdiğini aktardı.
Prof. Dr. Alaygut, Türkiye'de günlük tüketimin bunun yaklaşık iki katına ulaşabildiğini, aşırı tuz tüketiminin vücutta su tutulmasına neden olarak damar içi basıncı artırdığını ve tansiyon yüksekliğine yol açtığını, özellikle işlenmiş gıdalar, hazır çorbalar, paketli ürünler ve salamura yiyeceklerin gizli tuz kaynakları olduğunu ifade etti.
"Çocuklarda tansiyon ölçümü 3 yaşından itibaren rutin muayenelerin parçası olmalı"
Tedavi edilmeyen hipertansiyonun zaman içinde kalp, beyin, böbrek ve damar sistemi üzerinde ciddi hasarlara neden olabileceğini belirten Alaygut, kalp krizi, kalp yetersizliği, felç, böbrek yetmezliği, görme kaybı ve damar sertliğinin hipertansiyonun en korkulan sonuçları arasında yer aldığını söyledi.



