Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger ile Viyana'daki ortak basın toplantısında konuştu.
Türkiye'nin, ABD ile İran arasındaki müzakere sürecini desteklediğini ve elinden gelen gayreti gösterdiğini belirten Fidan, "Ateşkesin uzatılması önemli bir husus. Bizim için önemli olan tekrar savaşa dönülmemesi." ifadesini kullandı.
ABD VE İRAN ARASINDAKİ SORUNUN İKİ HAFTATA ÇÖZÜLMESİ MÜMKÜN OLMAYABİLİR"Fidan, anlaşmaya varılması gereken maddelerin çok önemli ve fazla olduğunu söyleyerek, "Bunların 2 hafta içerisinde çözülmesi mümkün olmayabilir. Bizim ilave uzatmalara ihtiyacımız olabilir. Ben, tarafların da bu konuda açıkçası istekli olduğunu gördüm. Çünkü uluslararası toplumun baskısı, açıkçası bunu da biraz gerekli kılıyor." değerlendirmesinde bulundu. Bundan sonraki süreçte birkaç günün kritik olduğunu düşündüğüne işaret eden Fidan, şöyle devam etti:
"Özellikle tarafların, şu anda belli pozisyonları netleştirmesi itibarıyla bu birkaç gün çok önemli. İki tarafın da bir ateşkese ve barışa ulaşma niyetiyle ve Hürmüz Boğazı'nı açma niyetiyle hareket etmeleri fevkalade önemli. Halledilmesi gereken bazı detaylı konular var. Ben açıkçası Pakistanlı kardeşlerimizin maharetine güveniyorum. Bizim de desteğimiz devam edecek."
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik sürecine ilişkin sorulan soruya Fidan, "Rusya-Ukrayna Savaşı'na baktığımız zaman, burada Türkiye'nin oynadığı rolden hareketle aslında Avrupa Birliği daha neyi bekliyor? Türkiye'nin aslında sunabileceği jeostratejik, jeopolitik, jeoekonomik çok fazla fayda varken, bu üyelik işi neden gerçekleşmiyor konusunda bir soru." yanıtını verdi.
Fidan, "her hikayenin iki tarafı olduğuna" dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz, hiçbir zaman için üyelik koşullarının gerçekleşmemesi ve gerçekleşmeden girilmesi gibi bir talep içerisinde olmadık. Bir yere girecekseniz bunun şartları vardır. Bu şartlar önünüze konur ve siz, bu şartlara uyduğunuz zaman buraya girersiniz. Fakat sorun şurada, Avrupa Birliği'nde 'Türkiye'nin şartlar sağlandığı zaman biz, Avrupa Birliği üyesi olmasını kabul ediyoruz' diye bir siyasi irade yok."
Fidan, "AB'nin siyasi iradesinin, Fransa'nın eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy tarafından 2007'de öldürüldüğünü" ifade ederek, "Sayın Schröder (Eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder) ve Sayın Chirac (eski Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac) tarafından daha önce ortaya konan Avrupa siyasi iradesi, Sayın Sarkozy ile beraber ortadan kaldırıldı." dedi.
Türkiye'nin değerlendirme aşamalarına geçebilmesi için AB'de bir siyasi iradenin deklare edilmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, şunları söyledi:
"Ama diğer taraftan jeostratejik olaylar öylesine gelişiyor ki, bizim AB ile ilişkilerimizin doğasının ne olduğuna bakmaksızın bizi beraber çalışmaya mecbur ediyor. Rusya-Ukrayna krizi, Orta Doğu'da olan kriz, Hürmüz Boğazı, bölgemizde olan gelişmeler, Balkanlar'daki istikrarın devam etmesi, aramızdaki ticaret hacmi, ortak ticaret direnci, savunma tabanının oluşturulması gibi çok fazla konu var."
Fidan, Avrupa ve Türkiye bir araya geldiğinde 500 milyonluk bir nüfus oluştuğunu ve bu nüfusun ortak çalışabileceği birçok alan olduğunu aktararak, "Bütün bu alanların hepsinde 500 milyonluk ortak yapım elde edebilecekken, 1 milyondan az bir ülke çok fazla buna engel olur ve hiç kimse buna bir şey diyemez. Böyle bir taktik sorunun büyük bir stratejik menfaati önlüyor oluşu ve buna bir çözüm getirilememesi de bir çıkmaz alan. Bu, Avrupa'nın kendi içerisinde çözmesi gereken bir sorun." diye konuştu.
Türkiye'nin politikasının, Avrupa ile ilişkilerini her zaman için iyi tutmak olduğuna dikkati çeken Fidan, iki tarafın ticaret hacminin 250 milyar dolara yaklaştığını ve Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellemesiyle bunun 500 milyar dolara çıkma ihtimalinin olduğunu belirtti.



