Emine Erdoğan: Türk mutfağı bir yaşam sanatı
Sağlık

Emine Erdoğan: Türk mutfağı bir yaşam sanatı

Emine Erdoğan, Türk Mutfağı Haftası'nda yaptığı konuşmada, Türk mutfağının lezzetlerinin yanında manevi bağlamı, aile bağları ve paylaşım kültürüyle bir yaşam sanatı olduğunu belirterek, bu mirası dünyaya tanıtma çağrısı yaptı.

Sondakika Güncel2 dk okumaYeniSağlık
Reklam

728×90 — Reklam Alanı

Reklam vermek için tıklayın →

Emine Erdoğan, "Türk Mutfağı Haftası" kapsamında İstanbul'da düzenlenen "Bir Sofrada Miras" programına katıldı.

Programda konuşan Erdoğan, İstanbul'un, yeryüzünün en eski şahitlerinden biri, medeniyetlerin, halkların, tarihin buluştuğu bir insanlık sofrası olduğunu söyledi.

Bu sofrada Türk mutfağının güçlü bir medeniyet mirası olduğunun yeniden hatırlandığını kaydeden Erdoğan, bu mirasın Türkiye'nin sadece yemeklerini değil yerelden evrensele uzanan kültürel zenginliğini de temsil ettiğini belirtti.

Erdoğan, etkinlik dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına teşekkür ederek, yurt dışındaki etkinliklerle Türk Mutfağı Haftası'nı kutlayan dış temsilciliklere selam gönderdi.

"Mutfak, insanlık tarihinin en eski arşivlerinden biridir." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kurulan her sofrada bir toplumun inançlarını, kültürel kodlarını ve coğrafyayla kurduğu ilişkiyi satır satır okumak mümkündür. Söz konusu Türk mutfak mirası olduğunda, yüzyıllarla ifade edilen bir medeniyet yürüyüşünden bahsederiz. Türk mutfağının kapısı, Türkistan'dan açılır, göçlerle Anadolu'ya uzanır, oradan Osmanlı coğrafyasının her bir köşesine Balkanlar'a, Doğu Avrupa'ya, Orta Doğu'ya ve Kuzey Afrika'ya kadar yayılır. Bu tarihsel hat boyunca, farklı kültürler birbirine temas eder, birbirinden öğrenir, birbirini zenginleştirir."

"Türk mutfağı, adeta insanlığın asırlara yayılan gönül birliğinin en görünür olduğu vitrindir"

Erdoğan, çok kültürlülüğün Türk mutfağının en güçlü ve ayırt edici vasıflarından biri olduğunun altını çizerek, Osmanlı medeniyetine bakıldığında farklı dinlerin, dillerin ve kimliklerin asırlar boyunca bir arada yaşayabildiği barış dolu bir kültür iklimi görüldüğünü, bunun en zarif tezahürlerinden birinin Anadolu mutfağı olduğunu anlattı.

Anadolu'da, farklı kökenlerden insanların aynı mahallede kapı komşusu olduğunu kaydeden Erdoğan, "Haşlanmış buğday taneleri bir evde aşure olurken, yan komşuda 'koliva', karşı komşuda, 'anuşabur' diye pişmiş, birbirine ikram edilmiştir. Şam tatlısı, arnavutciğeri, Tatar böreği, Acem pilavı, Çerkes tavuğu gibi yemekler isimleri değişmeden, sofrada yerini almıştır. Kürt tandır ekmeği, Laz böreği, Boşnak mantısı aynı sofrada buluşmuştur." diye konuştu.

Erdoğan, Türk mutfağının hangi reçetesine bakılırsa bakılsın içinde mutlaka farklı kökenden bir parça bulunacağını söyledi.

Her kültürün kendi kimliğini koruyarak ortak bir lezzete katkı sunduğunu ifade eden Erdoğan, "Mesela dünyaca ünlü baklavamızın kat kat açılan yufkalarında, Türkistan'dan taşıdığımız hamur işi geleneğinin izleri vardır. Üzerine dökülen şerbet kökleri Romalılara uzanan, daha sonra Arap mutfağında geliştirilen, hamur işine bal şerbet dökme geleneğiyle doğrudan bağlantılıdır. Zaten, soframıza asıl tadını, tuzunu veren de işte bu birlikte yaşama kültürü ve birlikten doğan kuvvettir." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, kaynayan tencerelerin, kültürlerarası etkileşimi ve diyaloğu güçlendiren bir medeniyet dili olduğunu vurgulayarak, "O nedenle Türk mutfağı, adeta insanlığın asırlara yayılan, gönül birliğinin en görünür olduğu vitrindir. Sadece ne yediğimizi değil nasıl yaşadığımızı, neye inandığımızı, hangi değerleri baş tacı yaptığımızı da anlatır." dedi.

📰
Kaynak
Sondakika Güncel
✍️
Yayımlayan
Serik Haberleri
Reklam

728×90 — Reklam Alanı

Reklam vermek için tıklayın →