Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Vatandaşın kalbini kıran, esnafa hoyrat davranan, icraat peşinde değil şov peşinde koşan bir yaklaşım belki muhalefetin siyaset tarzı olabilir ama bunu bizim tasvip etmemiz asla mümkün değildir." dedi.
Erdoğan, AK Parti Konferans Salonu'nda düzenlenen partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, sosyal medyanın da tesiriyle "etkileşim avcılığı" denilen bir hastalığın hem toplumda hem kamuda hem de yerel yönetimlerde yayıldığının görüldüğünü söyledi.
Sosyal medyada mahremiyet yok sayılırken özel alan kavramının anlamını yitirdiği, görünür olmanın, gündeme gelmenin, tartışılmanın, insan onuru dahil her türlü değerin, her türlü hassasiyetin önüne geçtiğini belirten Erdoğan, "Ne pahasına olursa olsun, gündem olma ve gündemde kalma kaygısı bir müddet sonra büyük bir kapana dönüşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse bu kapana siyasetçiler de düşmektedir. Maalesef kendi arkadaşlarımızın bir kısmının da bilerek veya bilmeden bu ters akıntıya kapıldıklarına şahit oluyoruz." ifadelerini kullandı.
Ne siyaseten ne de iletişim boyutuyla kendilerine herhangi bir faydası olmayan, tam tersine AK Parti'ye zarar veren bu tür yanlışlara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Vatandaşın kalbini kıran, esnafa hoyrat davranan, icraat peşinde değil şov peşinde koşan bir yaklaşım belki muhalefetin siyaset tarzı olabilir ama bunu bizim tasvip etmemiz asla mümkün değildir. Görevi, ünvanı, makamı ne olursa olsun hiçbir arkadaşım, şunu unutmasın, hepimiz bulunduğumuz koltuklara milletin takdiriyle, tensibiyle geldik. Milletimiz emaneti bizlere kendisine hizmet etmemiz, eser üretmemiz, refahını artırmamız için tevdi etti. Millete hizmet yerleri gösteri alanı değil, sorumluluk makamlarıdır. Vatandaşımızın karşısına çıktığımızda, esnafımızın kapısını çaldığımızda da görevimiz gereği, kamu gücünü kullandığımızda da taşıdığımız emanetin ağırlığıyla mütenasip hareket etmek zorundayız.
"Biz, efendilik taslamaya değil millete hizmet etmeye, hizmetkarlık yapmaya geldik"
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yaptığından bu yana vakar içinde, nezaket içinde, demokratik bir kültür içinde halka hizmet etmeyi sürdüreceklerini söyleyen Erdoğan, teşkilat yöneticilerinden milletvekillerine, bakanlardan belediye başkanlarına kadar tüm yol ve dava arkadaşlarından bu prensip ve ilkelerle hareket etmelerini beklediğini söyledi.
Erdoğan, "Biz, efendilik taslamaya değil millete hizmet etmeye, hizmetkarlık yapmaya geldik." dedi.
Bir taraftan şehirleri abat etmek için canla başla çalışırken, diğer taraftan da siyasi rakipleriyle gereksiz polemiklerden uzak durduklarını vurgulayan Erdoğan, "Muhatabını karalamak, kötülemek, muhatabının acziyetinden rant devşirmeye çalışmak bizim siyaset tarzımız değildir. Bizden kayıkçı kavgalarının parçası olmamızı bekleyen beyhude yere bekler." ifadesini kullandı.
İş yapmanın, taş üstüne taş koymanın derdinde olduklarını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Biz eser ve hizmet siyasetimizle yeni gönüller kazanmanın peşindeyiz. Tabii burada şunu da açıkça dile getirmekte yarar görüyorum, gerilimden, kamplaşmadan kaçınmamız, insanımızın hak ve hukukunun çiğnenmesine kayıtsız kalacağımız anlamına asla gelmez. Biz milletten icazeti sadece hizmet için almadık. Aynı zamanda yıllardır ötelenen, örselenen, kendi öz yurdunda oraya buraya itilen kardeşlerimizin haysiyetini, izzetini, özgürlüklerini savunmak için de aldık. 28 Şubat döneminde darbecilerin gadrine uğrayan insanlarımızın bir daha aynı zorbalığa maruz kalmaması için de milletimizden yetki aldık.
23 yıldır bu konuda çok büyük hassasiyet gösterdik. Ne bir başkasının hayat tarzına müdahale ettik, ne de kendini bu ülkenin sahibi gören, küstah azınlığın hayat tarzı dayatmasına müsaade ettik. Ne bir başkasının inancına karıştık, ne de jakoben zihniyetin günümüzdeki temsilcilerinin insanımızın inancına karışmasına eyvallah ettik. Buna rağmen artık eskisi kadar olmasa da, zaman zaman sesi çok çıkan kibir abidelerinin sessiz çoğunluğu susturma, yıldırma, tedip ve tehdit etme girişimlerine şahit oluyoruz. Bunlarla mücadelemizi hukuk ve demokrasi zemininde sürdürüyoruz. Hükümet olarak 2026 Türkiye'sinde halen 28 Şubat döneminin özlemiyle hareket eden bu ülkeyi, tapulu mülkü gibi gören baskıcı zihniyetin tekrar canlandırılmasına izin vermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum."



