Tarih Vakfı bünyesinde yayımlanan Toplumsal Tarih Akademi Osmanlı-Türkiye Çalışmaları dergisi, geçmişi yalnızca insanla sınırlandırmayarak hayvan tarihi alanında yeni araştırma perspektiflerinin ele alındığı bir toplantı gerçekleştirdi.
Derginin, sekizinci sayısında "Hayvan Tarihi" başlığı altında, farklı kurum ve ekollerden araştırmacıların yazdığı farklı hayvan türleri ve dönem çalışmaları incelendi.
Vakfın Eminönü'ndeki merkezinde yapılan toplantıda dergide makaleleri yer alan araştırmacılar, tarih yazımındaki yeni yönelimleri değerlendirdi.
Deniz Dölek Sever, Cansu Asarkaya, Semih Çelik, Onur İnal, Seda Şenvarıcı, Deniz İnce, Faisal Husain, Orçun Nalezen ve Suraiya Faroqhi'nin de arasında bulunduğu konuşmacılar, hayvan tarihinin metodolojik zorlukları ve özel sayının içeriği hakkında sunumlarını gerçekleştirdi.
Toplantının açılış konuşmasını yapan derginin "Hayvan Tarihi" sayısı editörlerinden Deniz Dölek Sever, Türkiye'de eleştirel hayvan tarihi çalışmalarının henüz çok yeni yapıldığını belirterek, hayvanları sadece birer nesne değil, geçmişi inşa eden aktörler ve failler olarak tarihin merkezine yerleştirmenin önemli olduğunu söyledi.
Özel sayının giriş yazısı olan "Hayvan Tarihi: Geçmişi İnsanın Ötesinde Düşünmek ve Yazmak" metnini kaleme alan editörler Cihangir Gündoğdu ve İbrahim Can Usta'ya teşekkür eden Sever, "Bu tarz vizyoner bir çalışmaya ancak Tarih Vakfı yer verebilirdi. Bu sayı aslında inter-disipliner üretimlerimizden bir tanesi." dedi.
Özel sayının editörlerinden Cihangir Gündoğdu, sayının hazırlanmasında dergi ekibinin özverili ve titiz çalışmasının belirleyici rol oynadığını kaydetti.
Bir diğer editör İbrahim Can Usta ise çok farklı kurumlardan hocaların katılımıyla değerli bir bütünlük yakalandığını ve hayvanları tarih yazımına dahil etme gayretinin her sayfada hissedildiğini dile getirdi.
"Kedilerin etrafında, kedi camiası oluyor"
Prof. Dr. Suraiya Faroqhi, dergide yayımlanan "Searching for Animals in Ottoman Sources" (Osmanlı Kaynaklarında Hayvanların İzini Sürmek) başlıklı araştırma makalesinden yola çıkarak eski Osmanlı kaynaklarında kedilere dair çok az bilgi bulunduğunu, Evliya Çelebi'nin anlatıları haricinde fazla bir veriye rastlanmadığını söyledi.
Öğrencilik yıllarında İstanbul'da bu kadar yoğun bir kedi nüfusu olmadığını aktaran Faroqhi, son 50-60 yılda şehrin "kediler kenti" haline geldiğini, kentteki yiyecek artıklarının çoğalması, küresel ısınmanın sokak hayvanları üzerindeki etkisi ve hazır kedi mamalarının marketlerde erişilebilir olması gibi etkenlerin bu dönüşümde rol oynadığını anlattı.
Faroqhi, kedi evleri ve sokaklardaki düzenli besleme pratikleri etrafında modern kentte yeni bir mahalle camiası ve dayanışma ağının kurulduğunu söyledi.



