Kalp ve Maneviyat Üzerine Önemli Vurgular
Asayiş

Kalp ve Maneviyat Üzerine Önemli Vurgular

Diyanet Başkanı Arpaguş, gençlerin manevi ihtiyaçlarına ve kalbin önemine dikkat çekti.

Sondakika Güncel3 dk okumaYeniAsayiş
Reklam

728×90 — Reklam Alanı

Reklam vermek için tıklayın →

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, "Gençler, kendilerine ufuk açacak fikirlere, kalplerini güçlendirecek hikmetli sözlere, hayatlarını güzelleştirecek rehberliğe ihtiyaç duyar. Bunun için sağlam bir bilgi birikimine, hikmetli bir üsluba, güçlü bir iletişim becerisine ve örnek bir ahlaka sahip olmalıyız." dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) Riva Kamp Eğitim Merkezi'nde düzenlenen Manevi Danışman Gelişim Eğitimi Programı'nda konuşan Arpaguş, yüce Allah'ın insanı en güzel biçimde yarattığını ve insana birtakım ayırıcı özellikler bahşederek belli bir amaç için dünyaya gönderdiğini belirtti.

Hayat yolculuğunda insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliğin onun hem maddi hem manevi yönünün bulunması olduğunu ifade eden Arpaguş, "İnsan hem fizik alemle hem de metafizik alemle irtibatı bulunan müstesna bir varlık, kamil bir varlıktır. Onun bu iki yönünü birbirinden ayrı düşünemeyiz." değerlendirmesini yaptı.

İnsanın beşeri gereksinimleri kadar manevi ihtiyaçlarının da olduğunu vurgulayan Arpaguş, "Fıtri bir eğilim olan inanma duygusu, söz konusu manevi ihtiyacın bir yansımasıdır. Zira insan, yaşadığı hayatı, ölümü ve tüm varlık alemini inancı sayesinde anlamlandırabilmektedir. Dolayısıyla hiç kimse, inancı dışlayarak veya maneviyatı yok sayarak tam anlamıyla huzurlu bir hayatı elde edemez. İnancın karar ve istikrar merkezi ise kalptir. Kalp, bir maneviyat karargahıdır. Aynı zamanda kişinin maddi yönü üzerinde de kalbin belirleyici bir rolü vardır. Kalp, insanın hayat kalitesini tayin eden, onun insani ve ahlaki açıdan keyfiyetini şekillendiren en temel unsurdur." ifadelerini kullandı.

Hazreti Peygamberin, "Vücutta öyle bir et parçası vardır ki o iyi, doğru ve düzgün olursa bütün vücut iyi, doğru ve düzgün olur. O bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin, o kalptir." sözünü aktaran Arpaguş, şöyle devam etti:

"İnancın ve hayata yön veren duyguların merkezi olan kalp ne kadar sağlam olursa insan o kadar güçlü ve güvende olacaktır. Kalp ne kadar iyi ve güzel olursa yapılan işler de o kadar iyi ve güzel neticeleri doğuracaktır. Kalbi selim olan ve dolayısıyla maneviyatı güçlü olan, elbette her zorluğun üstesinden gelebilecek ve istikametini muhafaza edebilecektir. Bu sebeple insanı maddi ve manevi boyutuyla bir bütün olarak ele alan İslam, ona kalbini olumsuz duygu ve düşüncelerden arındırmanın yollarını göstermiştir. İnsanlığa akıl, kalp ve ruh bütünlüğü içerisinde kapsamlı bir hayat tasavvuru sunmuştur."

Arpaguş, İslam'ın ortaya koyduğu hayat tasavvurunun, insanın hem dünya hayatını anlamlandırmasına hem de manevi yönünü sağlıklı bir şekilde inşa etmesine rehberlik ettiğini belirtti.

Bu çağın insanlık tarihinin en büyük imkanlarını barındırdığı kadar en derin krizlerine de sahne olduğuna işaret eden Arpaguş, "Maddiyatın ön plana çıkarıldığı, haz, hız, rekabet gibi eğilimlerin yaşam standardı haline getirildiği ve ekonomik kaygıların doruğa ulaştığı modern zamanlarda insan, maneviyat açısından derin bir boşluğa ve anlamsızlığa mahkum edilmektedir. Maddi ve dünyevi olanın yegane ölçüt olarak sunulduğu, ölçüsüz tüketimin hayatın merkezine yerleştirildiği günümüzde ne yazık ki kalıcı değerlerin yerini geçici arzular almakta, böylece insan, batıl inanç ve duyguların, süfli emel ve arzuların, düşüncelerin girdabında kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya gelmektedir." dedi.

"Modern insanın en büyük ihtiyacı, ulaştığı bilgiyi anlamlı bir hayat tasavvuruna dönüştürebilmektir"

Hakikat arayışının çıkar hesaplarına yenik düştüğü böyle bir düzlemde yalnızlık, kimlik bunalımı, değer aşınması ve ahlaki yozlaşma gibi sorunların büsbütün hayatı kuşattığını kaydeden Arpaguş, "Böyle bir vasatta bizlere düşen, insanın aklına, kalbine ve ruhuna hitap eden sahih bir manevi rehberliği hayatla buluşturmak olacaktır. Bu sorumluluk, insanı yargılamadan anlamayı ve fıtratına uygun çözümler sunmayı gerekli kılmaktadır. Zira modern insanın en büyük ihtiyacı, daha fazla bilgiye ulaşmak değil, ulaştığı bilgiyi anlamlı bir hayat tasavvuruna dönüştürebilmektir. Bu noktada çağın dilini vahyin ufkuyla buluşturmak, dinin evrensel ilke ve değerlerini hayatın somut gerçeklikleriyle doğru bir şekilde irtibatlandırmak son derece önemlidir." şeklinde konuştu.

Arpaguş, manevi rehberliğin, problemleri sadece teşhis eden değil, onlara çözüm üreten, bireyin yalnızca zihnine değil, gönlüne de dokunabilen bir yaklaşımı zorunlu kıldığını belirterek, "Gönüllerin ihmal edildiği yerde bilgi kuru bir malumata, maneviyatın kaybolduğu yerde ise hayat anlamsız bir koşuşturmaya dönüşmektedir. Bu sebeple manevi rehberlik alanındaki tüm çalışmalarımız, insanı yeniden kendisiyle barıştırmayı, fıtratının sesini duymasına yardımcı olmayı, yaratılış gayesini hatırlatmayı ve onu hakikatle buluşturmayı hedeflemelidir." diye konuştu.

Diyanet İşleri Başkanlığı olarak tüm çalışmalarını bu anlayışla sürdürdüklerini kaydeden Arpaguş, "Gençlik ve Spor Bakanlığıyla, diğer kurum ve kuruluşlarla bu hedefler doğrultusunda hizmetler üretiyoruz. Aziz milletimize ve özellikle geleceğimizin teminatı olan gençlerimize yönelik rehberlik faaliyetlerimizi ibadet aşkı ve şevkiyle yerine getirmenin çaba ve gayreti içerisindeyiz." ifadelerini kullandı.

📰
Kaynak
Sondakika Güncel
✍️
Yayımlayan
Serik Haberleri
Reklam

728×90 — Reklam Alanı

Reklam vermek için tıklayın →