Mahkemenin 'mutlak butlan' kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, 2,5 yıl sonra yeniden CHP Genel Merkezi'ne geldi. Kılıçdaroğlu, Genel Merkez önünde kendisini bekleyen partililere hitap etti.
Konuşmasının en çok dikkat çeken bölümünde kendisine yönelik "hain" sloganları atılmasına değinen Kılıçdaroğlu, sert ifadeler kullanarak kendisini Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile özdeşleştirdi.
Tarihten örnek veren CHP lideri, “78 yıllık ömrünü bu vatana adamış bu adama ‘hain’ diye bağıranları duydum. Onlara, o sloganları atan kirli zihniyete tarih önünde sesleniyorum. Bu vatanda ihanet ile vatan kahramanlığı arasındaki çizgi kıldan ince, kılıçtan keskindir. Tarih bilmeyenler dinlesin: Büyük önderimiz, ebedi Genel Başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milli kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun’a çıkarken boynunda idam fermanı, isminin üstünde de hain ilanı vardı. Şimdi yapmayın dediğimiz halde normalleşenlerin, sarayın karşısında el pençe divan duranların, bugün FETÖ artıkları ile bir olup milletimizi kışkırtarak bizlere hain damgası vurma çabaları nafiledir ” ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının tamamı şu şekilde: “Bugün burada, bu binanın önünde sizlere bakarken sadece bir genel merkez görmüyorum. Ben, kardeşlerime, yoldaşlarıma ve evlatlarıma bakarken, adalet yürüyüşünde birlikte attığımız her adımda toprağa düşen helal alın terini görüyorum. Ben, hak, hukuk, adalet mücadelesinde vatanperver CHP’lileri görüyorum. Ben sizlere bakarken, yoksulun, emekçinin, yetimin hak mücadelesi için çarpan binlerce yüreği görüyorum. Ülkenin geleceği için buradasınız, beraber mücadele edeceğiz.
Bugün burada CHP’nin tarihsel namusunun, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik güvenliğinin, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyoruz. Çünkü yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir. Yalnızca kimin genel başkan olacağı meselesi de değildir. Bu mesele, Türkiye’de siyasetin ahlakla mı, parayla mı, hukukla mı, operasyonla mı, millet iradesiyle mi, aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir.
Ben bugün çok açık konuşacağım. Ama öfkeyle değil, sert konuşacağım ama kinle değil, gerçeği söyleyeceğim ama kimseyi aşağılamadan, hedef göstermeden, kimseye haksızlık etmeden. Çünkü bizim geleneğimiz budur. Çünkü biz CHP’liyiz. Bizim kitabımızda intikam yoktur, iftira yoktur, kin yoktur, mertçe helalleşme ve hesaplaşma vardır. Ama bu hesaplaşma kişisel değil, ahlakidir. Bizim kitabımızda arınma vardır. Ama bu arınma tasfiye değil, yeniden bir doğuştur.
38’inci kurultayda bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün dedik ki: Başımızın üstüne, CHP’de demokrasi esastır. Maalesef gördük ki durum öyle değil. O kurultay, Türkiye siyasetinde bir milattır. O gün yaşananlar, o günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar, kamuoyunda oluşan derin kuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu gösterdi: Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa, ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bunu, herkesin hafızasının bir yerinde tutması lazım. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse, milletin iradesine duyulan güven sarsılır ve derin bir yara alır. Bir partinin yönetimi ahlaki meşruiyet sorunu yaşarsa o partinin Türkiye'de demokrasi vaat etmesi de imkansız hale gelir. Soruyorum size: Biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti?
Şimdi bana soruyorlar: Ne yapacaksın? Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım. Herkes bunu bilsin. Sonra kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz bir kurultay yapacağız. Partimizin güvenli limanını işaret ve inşa edecek. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Doğru düzgün bir limana gideceğiz. Ben değil, güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz. Ve o sandıktan kim çıkarsa partinin meşru hukuki lideri olacaktır. Başımızın tacı olacaktır.
Biz usulsüzlüğe de, koltuk sevdasına da geçit vermeyiz. Karşınızda duran bu adamı iyi tanırsınız. Ben hayatı boyunca hem bürokratik yaşamında hem de siyasi yaşamında sadece vatana millete hizmet etmişimdir. Hesap uzmanlığından genel müdürlüğe, milletvekilliğinden genel başkanlığa kadar devletin ve milletin her kademesinde görev tek bir kuruş boğazından aşağı haram lokma inmedi. Kul hakkı yemedim, yedirmedim. Bundan sonra da açıkça söylüyorum: Kul hakkını kimseye yedirmeyeceğim. Benim hayatım ortada. Bir ömür boyunca vicdandan, ahlaktan ve dürüstlükten zerre kadar ayrılmadım.
Şimdi beni iyi dinleyin, altını çizerek ve haykırarak söylüyorum: FETÖ terör örgütü başta olmak üzere hiçbir terör örgütüyle ve hiçbir yurt dışı odaklı yapıyla en ufak bağlantısı, en ufak teması olmamış alnı ak, başı dik bir adam duruyor karşınızda. Sizi utandıracak hiçbir işin içinde olmamış bir kardeşiniz olarak söylüyorum: Benim tek bağım bu aziz milletledir. Benim tek odağım vatandır ve Türkiye'dir.
Unutmayın, bize çamur atmaya kalkanların çamurları kendi ellerinde kalmışlar. Tarih önünde de hep ellerinde kalacaktır. Ben 79 yaşındayım. Koca bir ömür. Ve bugün 78 yaşında ama bir derdi olan ama derdini anlatmaktan asla vazgeçmeyen aziz Türk milletine tarih önündeki millet yürüyüşünü sizlerle yapan bir kişi olarak karşınızdayım. Bu yürüyüş, benim yürüyüşüm değil. Bu yürüyüş, adaletin, dürüstlüğün, temiz siyasetin son büyük nöbetidir. Bu yürüyüş arınmanın, arınarak çoğalmanın, çoğalarak kazanmanın yürüyüşüdür. Bu yürüyüş, bu asırlık çınarı kuruluş kodlarına, o tertemiz ahlaki zemine geri oturtma yürüyüşüdür.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin şerefli delegelerini pavyon masalarında pazarlık konusu yapanların, Mustafa Kemal’in partisini mahkeme kapısına düşürüp itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum. Halkın belediyesinde yetimin hakkına göz dikip rüşvete bulaşan o rüşvetçi belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım, onları tek tek ayıklayamadığım için sizlerden, örgütümden ve tarih önünde, hak deryasında özür diliyorum. Benim temiz niyetimi, bu ülkeye olan sevdamı sırtımdan hançerlenmek için kullananları göremedim, hakkınızı helal edin ve beni affedin.



