TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Dünyadaki ekonomik sistemi bozan ve çok konuşulmayan konulardan biri de vahşi, vampir kapitalizmin geldiği noktadır. Birkaç zamandır devam eden Amerika-İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş sırasında vahşi, vampir kapitalizmin unsurlarının, büyük servet, sermaye sahiplerinin, bu savaş dolayısıyla ortaya çıkan dalgalanmalardan kaç 10, 100 milyar dolar kazandığının hesabı yapılmalıdır." dedi.
Kurtulmuş, Bursa Uludağ Üniversitesi Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Küresel Adalet Arayışı Konferansı"nda yaptığı konuşmada, insanlık tarihinin en önemli ortak arayışlarından küresel adalet arayışının aslında adalet, hakkaniyet ve insani değerlerin yaygınlaşması meselesi olduğunu söyledi.
Her dönemde adalet arayışının, haksızlıkların, tutarsızlıkların, çifte standartların, zulümlerin, baskıların var olmasına inat maşeri vicdan tarafından, ortak bir duygu olarak geliştirildiğini, bu sayede insan onurunun korunarak bugüne kadar gelebildiğini aktaran Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"İçinde yaşadığımız çağın da fevkalade zor bir dönem olduğunu hepimiz biliyoruz. Her şeyin altüst olduğu, yıkılıp neredeyse yeniden yapılmaya başlandığı bir dönemin içerisinden geçiyoruz. Bu süreçte insanlık alemi olarak ihtiyacımız olan en önemli meselenin adalet olduğunun farkında olarak adalet arayışını küresel bir hale getirmek ve buna da öncülük etmek Türkiye, Türkiye'nin aydınları, Türkiye'nin insan ve vicdan sahibi insanları olarak, hepimizin ortak vazifesi olmalıdır."
Kurtulmuş, bugün iki alanda adaletsizlik meselesinin öne çıktığına, küresel ölçekteki ekonomik adaletsizliklerin bunlardan biri olduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti:
"Gelir dağılımı adaletsizlikleri, dünyanın farklı yerlerinde, farklı bölgelerde, zenginle fakir arasındaki uçurumun her geçen gün daha fazla artması, özellikle yeni bir takım gelişmeler, mesela küresel iklim değişiklikleri ve buna bağlı olarak birtakım kuraklık ve iklim krizlerinin ortaya çıkmasıyla açlık, kıtlık ve susuzluk gibi yeni tanıştığımız güçlü gelişmelerin ortada olması, maalesef gelir dağılımı adaletsizliğini tam manasıyla bir yoksunluk haline dönüştürmektedir. Sadece fakir ve yoksul ülkeler arasındaki fark değil, zengin ülkelerin arasındaki gelir eşitsizliği de dünyanın en önemli meselelerindendir. Dünyada bu kadar çok mesele varken kendi düzenlerini hiç bozmayan, özellikle finans kapitalizmi üzerinden zenginliklerine zenginlik katan çok azınlıkta olan bir takım çevrelerin varlığı ve gücü de aslında küresel ölçekteki bu eşitsizliği giderek artırmaktadır."
Kurtulmuş, dünya nüfusunun yüzde 1'ini teşkil eden dünyanın en zenginlerinin dünyadaki toplam servetin yüzde 50'sine sahip olduğunu dile getirerek "Böylesine bir eşitsizliği hiçbir dönemde görmedik. Firavunlar dönemlerinde bile böyle bir eşitsizlik olmadı. Bu, insanlığın kaldırabileceği bir mesele değildir." dedi.
Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10'unun mutlak yoksulluk içinde olduğunu belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Dünyadaki ekonomik sistemi bozan ve çok konuşulmayan konulardan biri de vahşi, vampir kapitalizmin geldiği noktadır. Birkaç zamandır devam eden Amerika-İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş sırasında, vahşi, vampir kapitalizmin unsurlarının, büyük servet, sermaye sahiplerinin, bu savaş dolayısıyla ortaya çıkan dalgalanmalardan kaç 10, 100 milyar dolar kazandığının hesabı yapılmalıdır. Baktığımızda sadece savaşa ait güncel gelişme zannettiğimiz bir şey, aslında petrol, sermaye piyasalarında ya da dünya borsalarında ne tür dalgalanmalara neden oluyor? Hürmüz Boğazı ile ilgili söylenen iki çift lafın, acaba vahşi kapitalizmin elinde, korktuğumuz nükleer silahlardan daha gaddar bir ekonomik silaha dönüştürüldüğünü, maalesef çok ciddi bir şekilde görüyoruz."
Kurtulmuş, vahşi, vampir kapitalizmin önlenebilmesinin önemine işaret ederek bunun, insanlık için ortak ve büyük bir felaket olduğunun altını çizdi.
"Azgın kapitalizmin unsurlarının dizginlenmesi lazım"
"Azgın ve etkin bir şekilde dünya ekonomisini yöneten, vampir ve azgın kapitalizmin mutlaka dizginlenmesi, sınırlarının belirlenmesi ve savaş baronu olarak da faaliyet süren bu azgın kapitalizmin unsurlarının dizginlenmesi lazım." diyen Kurtulmuş, ekonomik olarak dünyayı yönettiği zannedilen Dünya Bankası, IMF gibi küresel ekonomik kurumların hemen hemen hiçbirinin bir fonksiyon icra edemediğini, tanımlanmış görevlerini yerine getiremediğini söyledi.



