Muhareem İnce'den günler sonra çağrı: Arınmak yetmez yüzleşmek zorundayız
Asayiş

Muhareem İnce'den günler sonra çağrı: Arınmak yetmez yüzleşmek zorundayız

Mahkemenin mutlak butlan kararıyla Kemal kılıçdaroğlu'nun yeniden Genel Başkan olmasının ardından yangın yerine dönen CHP'de Muharrem İnce sonunda sessizliğini bozdu. 'Nerede durduğumu soranlara cevabımdır: CHP'nin yanındayım.' diyen İnce, 'Arınmak, direnmek yetmez. Bu noktaya nasıl geldiğimizle ilgili de yüzleşmek zorundayız.' çağrısında bulundu.

Sondakika Güncel3 dk okumaYeniAsayiş
Reklam

728×90 — Reklam Alanı

Reklam vermek için tıklayın →

Mahkemenin kurultay hakkında verdiği "mutlak butlan" kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu yeniden CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturdu. İlk günden bu yana sessizliğini koruyan Muharrem İnce’den beklenen hamle geldi. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan İnce, kriz ortamında durduğu yeri net bir şekilde ilan etti.

Nerede durduğunu merak edenlere "CHP'nin yanındayım" sözleriyle yanıt veren İnce, partiye birlik ve özeleştiri çağrısında bulundu. Sadece arınmanın ve direnmenin yeterli olmayacağını belirten tecrübeli siyasetçi, CHP’nin bu noktaya nasıl geldiğiyle ilgili mutlaka bir iç yüzleşme yaşaması gerektiğini savundu.

İnce açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Nerede durduğumu soranlara cevabımdır:

CHP'nin yanındayım. CHP benim 40 yıllık emeğimdir, göz yaşımdır, alın terimdir, torunlarıma bırakacağım demokratik Cumhuriyet mücadelesi mirasımdır. CHP, Türkiye'nin sigortası, yıkılmaması gereken kalesidir. Kurucu parti parçalanırsa, Türkiye parçalanır; eşit ve özgür bireyler üzerinde yükselen demokratik Cumhuriyet yok olur. CHP bu nedenle hedeftir. İktidar ve medyası CHP'yi parçalamak için adeta çırpınmaktadır.

Ne yazık ki CHP, Saray rejiminin kurduğu tuzağa düşmüştür. "ARINMA" ve "DİRENME" kavramları etrafında, CHP'yi parçalanmaya taşıyan anlamsız, gereksiz, yersiz ve talihsiz sert bir kavga yürütülmektedir. Kavgayı kızıştıran, Partiyi ayrıştıran eylem ve söylemlerin, CHP'nin ve Türkiye'nin aleyhine olduğunu görmemek için siyaseten kör olmak gerekir. Siyasette küskünlük ve kırgınlık olmaz. Siyaset uzun süreli ve uzun soluklu bir mücadele alanıdır, vazgeçmemek gerekir. Türkiye'nin ve Partinin menfaati neyi gerektiriyorsa o yönde serin kanlılıkla hareket etmek gerekir.

Hiç kimsenin partililiği tartışılmamalı; kimse ağır hakaretlerin hedefi haline getirilmemelidir. CHP, herhangi bir dinin, mezhebin, sosyal sınıfın veya etnik kimliğin partisi olamaz. CHP, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi olan dil, din, mezhep, irk veya etnik köken ayrımı gözetmeksizin, devletle hukuki bağı eşit yurttaş olarak gören anlayıştan ve laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni savunmaktan asla vazgeçemez. Süreçte hayal kırıklığı yaşayan arkadaşlarımızın süreci soğuk kanlılıkla takip etmeleri, asla mücadeleyi ve Partiyi bırakmamaları, ayrı parti kurma gibi yollara tevessül etmemeleri gerekir. Bir dönem, CHP'den ayrılma deneyimini yaşamış ve geri dönmüş biri olarak CHP'den ayrılmanın ve yeni bir parti kurmanın doğru bir yol ve siyasi karar olmadığını bütün samimiyetimle yol arkadaşlarıma söylemeliyim.

O halde ne yapmalı? CHP mutlaka ayakta kalmalı; parçalanmamalıdır. CHP çıkarların değil, ilkenin ve kamu yararının partisi konumunu güçlendirmeli, seçmenin sahip çıkacağı ve göğsünü gere gere gururla savunacağı bir parti haline gelmelidir. AKP İktidarlarının olağan hale getirdiği siyaset üzerinden zenginleşme ve kamu kaynakları üzerinden ideolojisine bağlı sermaye sınıfı yaratma anlayışı CHP'de nefes alamamalı ve hayat bulmamalıdır. CHP'nin gerçek sahibi üyeleridir. Hiç itiraz etmeden acil bir Tüzük kurultayı toplanmalıdır. Tüzük AKP Tüzüğünden aşırılan maddelerden temizlenerek, genel başkan, parti meclisi, milletvekili, belediye başkanı ve meclis üyelerinin Parti üyeleri tarafından seçileceği demokratik bir yapıya kavuşturulmalıdır. Demokrasi halkın iradesine dayanır. Demokrasiyi savunan CHP de üyelerinin iradesine dayanmak ve meşruiyetini üyelerinden almak zorundadır. Ardından da hiç geciktirilmeksizin genel başkan ve parti meclisinin Parti üyeleri tarafından seçileceği kurultay acilen toplanmalı ve despotik saray rejimin tuzağı boşa çıkarılmalıdır.

Saray rejimi, başarısızlıklarını perdelemek, Türkiye'ye verdiği zararın konuşulmasını engellemek ve rejim değişikliği sürecinde CHP'yi güçten düşürüp pasifize etmek için halkın önüne CHP'yi, CHP'nin önüne de CHP'yi parçalamak için CHP'lileri atmıştır. Türkiye'de işsizlik, üretimsizlik, açlık, yoksulluk, pazardaki pahalılık, evlerde kaynamayan tencereler, hastanelerde tedavi göremeyenler, okula aç giden çocuklar, gelir dağılımı eşitsizliği, yoksul halktan enflasyon yoluyla zenginlere aktarılan sermaye transferi, emeklilere reva görülen sefalet ücreti, gençlerimizin gasp edilen geleceği konuşulmamakta, siyaset dünyamız ve medyamız hep birlikte ve el ele CHP'li belediyelere yapılan yolsuzluk operasyonları ve mutlak butlan davasıyla yatmakta ve bunlarla kalkmaktadır.

Planlandığı ve dolayısıyla beklenildiği üzere mutlak butlan kararıyla birlikte CHP ikiye bölünmüş; butlan ile gelenler "ARINMAK", butlanla gidenler "DİRENMEK" kavramlarını politikalarının temeline yerleştirerek giriştikleri mücadelede Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu partisi CHP'nin Genel Merkezine polisle girildiği ve CHP Genel Merkezinin polisle boşaltıldığı görüntüleri dünyaya izletmişlerdir.

Bugün Grup toplantısı öncesinde yaşananları da bu süreçten ayrı düşünmemek ve umudunu CHP'ye bağlayan milyonlarca seçmenin gözyaşlarına sebep olduğunu görmezden gelemeyiz.

ARINMAK, DİRENMEK YETMEZ BU NOKTAYA NASIL GELDİĞİMİZLE İLGİLİ DE YÜZLEŞMEK ZORUNDAYIZ.

Sonuç Olarak: CHP yalnızca bir seçim partisi değil, Cumhuriyet'in kurucu partisidir.

📰
Kaynak
Sondakika Güncel
✍️
Yayımlayan
Serik Haberleri
Reklam

728×90 — Reklam Alanı

Reklam vermek için tıklayın →