Mahkemeden çıkan ‘mutlak butlan’ kararıyla CHP Genel Başkanlığı koltuğuna geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, bir yıl aradan sonra ilk kez televizyonda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Kılıçdaroğlu, Özgür Özel yönetimine yakın milletvekilleri hakkında hazırlanabilecek olası fezlekelerin Meclis’e gelmesi durumunda kendisine yakın milletvekillerinin nasıl bir tavır takınacağına ilişkin soruya, "Ben şahsen benimle ilgili böyle bir iddia olursa dokunulmazlığımın kaldırılmasını isterim" yanıtını verdi.
Geçmişte dokunulmazlıkların kaldırılmasına destek verilmesinin ardından eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın tutuklandığının hatırlatılması sonrası yöneltilen "Pişman mısınız?" sorusuna karşın ise Kılıçdaroğlu, "Hayır. Siz kendi partinizin kurultayda dokunulmazlığın kaldırılmaları hakkında bir hüküm vermiş. Buna karşı çıkamazsınız. Selahattin Bey tutuklandı mı, yanlış. Bunu her yerde söyledim. Siyasi düşüncelerine katılırsınız katılmazsınız ancak düşünceleri nedeniyle bir insanın tutuklanmasına her zaman karşı çıktım" ifadelerini kullandı.
Ancak Kılıçdaroğlu, söz konusu ifadelerine karşı yükselen tepkilerin ardından sosyal medya üzerinden konuya ilişkin yeni bir açıklamada daha yaptı.
Sürecin yalan bilgilerle çarpıtılmak istendiğini savunan Kılıçdaroğlu, 2016 yılındaki kararı savunarak şu ifadeleri kullandı: “Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci, verdiğimiz hukuk mücadelesi ve yalan bilgilerle çarpıtılmak istenen gerçekler;
Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum.
22. Dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir.
"İKTİDARIN BU ALGI OPERASYONUNU VE KURDUĞU SİYASİ TUZAĞI BOZMAK İÇİN O DÖNEM 'EVET' DEDİK"
2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik.
Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi. Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir.
Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem “Evet” dedik.
Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi.



