Irak'taki Saddam Hüseyin rejiminin Kürt, Türkmen ve Süryanilere karşı başlattığı Enfal Operasyonu sırasında hapishanede dünyaya gelen 1988 doğumlu Hejar Gazi Aziz, adını koyan Türkmen askeri arıyor.
Enfal Operasyonu, 1986-1989 yılları arasında devam etmiş ve 1988 yılında doruk noktasına çıkarak kara harekatları, havadan bombalamalar, yerleşkelerin sistematik bir şekilde yıkılması, toplu zorunlu göçler, idam mangaları ve kimyasal silah kullanımına vardı.
Toplu sürgünlerde yaşanan trajedilerin arasında hafızalarda unutulmaz izler bırakan insan hikayeleri de yerini aldı.
Sürgün sırasında, Baas hapishanesinin hijyenik olmayan zor koşullarında dünyaya gelen Hejar Gazi Aziz ile ona Kürtçede "kimsesiz, gariban" anlamına gelen "Hejar" adını veren Türkmen askerin hikayesi de o günden bugüne kalan trajik anılardan birini oluşturuyor.
1988 yılında Baas rejiminin Dibs hapishanesinde dünyaya gelen Hejar, kendisine umut ışığı olan ve adını koyan insanı bulmak için hala çabalıyor.
Süleymaniye'nin Çemçemal ilçesindeki Enfal mezarlığında düzenlenen törende Hejar, Anadolu Ajansı muhabirine hikayesini anlattı.
Enfal felaketi sırasında dünyaya geldiğini aktaran Hejar, Enfal Operasyonu sırasında Süleymaniye'nin Germiyan bölgesinde bulunan köylerinin de boşaltıldığını ve köy halkının Irak'ın güneyine sürgün edildiğini söyledi.
Hejar, sürgün sırasında annesinin kendisine hamile olduğunu ifade ederek, annesinden dinlediği sürgün hikayesini anlattı.
Göbek bağı taşla kesildi
Sürgün sürecini anlatan Hejar, "Önce 350 kişinin bulunduğu bir salona doldurulmuşlar. Hiçbir sağlık imkanı yokmuş ve annem soğuk betonun üzerinde doğum yapmış. Gardiyanlara annemi hastaneye götürmeleri için çok yalvarmışlar ama kabul etmemişler." ifadelerini kullandı.
Hejar, ablasının yaşlı bir kadından küçük bir bez parçası aldığını aktararak, "Bezin bir kısmını annemin altına seriyorlar, diğer kısmıyla da beni sarıyorlar. Tekrar gardiyanlardan göbek bağımı kesmek için bir bıçak istiyorlar ama bıçak verilmiyor." dedi.
Göbek bağının taşla kesildiğini söyleyen Hejar, zorla askere alınan bir Türkmen'in o esnada gardiyanlık görevi yaptığını, kadınların ve çocukların bu şekilde işkence görmesine üzüldüğünü söyledi.



