Fenerbahçe'de 6-7 Haziran'da yapılacak seçimde yeniden aday olmayan Başkan Sadettin Saran, HT Spor'a açıklamalarda bulundu.
Saran; kulübün ekonomik yapısı, kaçan şampiyonluk, seçim kararı, yapılan transferler ve Domenico Tedesco'nun gönderilişi de dahil olmak üzere birçok konuda açıklamalarda bulundu.
Sadettin Saran'ın açıklamaları şöyle:
"Ben ilk günden beri seçim tarihinin yanlış olduğunu söylüyordum. Sayın Ali Bey'e de bunu söyledim, kamuoyuna da söyledim. Sanıyorum ki herkes benimle hemfikir. Her branşta sezonların başlamış olduğu, çok fazla müdahil olamayacağımız bir zamanlamada geldik. Bir de seçim sürecinde kendini Fenerbahçeli diye adlandıran insanların başlattığı karalama kampanyası... Yok işte aday olamaz, aday olursa hak mahrumiyeti gelir. Hatta kazandıktan sonra aynı gün mazbatayı da vermeyecekler, mazbatayı alamayacak haberlerine rağmen buralara geldik."
Bu süreç özellikle sporculara negatif yönde etki oluşturdu. Özellikle Samandıra'ya. Hatırlarsanız ben, "Samandıra'da ölü toprağı var, onu kaldırmaya geliyoruz." demiştim. Maaşları ödeyemez gibi söylemler orada çok büyük etkiye sebep oldu. Dolayısıyla bulduğumuz Fenerbahçe'de güveni sarsılmış, umudu kırılmış, morali yerlerde olan bir camia vardı. Kasımpaşa maçının devre arasında seçimle ilgilenen futbolcular vardı. Onu biz sonra hocalarla da konuştuk. Onlar da tabii ne kadar kötü etkilendiğini söyledi. O süreçte Samandıra'ya verilmesi gereken, yapılması gereken birtakım şeyler de yapılamadı. Dolayısıyla gelir gelmez o güveni tekrar tesis etmeye çalıştık."
"Geldiğimiz günün hemen ertesi günü Zagreb karşısında kötü bir mağlubiyet yaşadık. Ben hatta Samandıra'ya gittiğimde, "Eyvah" dedim yani, "Yarın Zagreb'den çok kötü bir sonuçla geleceğiz herhalde" dedim. Dolayısıyla döndükten sonra da mağlubiyetin ardından kamuoyunda hocamızı göndereceğimiz yönünde bir beklenti vardı ve beni arayanların yüzde 99'u hocanın gönderilmesi gerektiğini söylediler. Ben hocayı da davet ettim. "Niye bu iş bu noktaya geldi?" dediğimde, söylediği şeylerin makul olduğunu, gereken desteği görmediğini, yapılması gereken bazı şeyler olduğunu ve bunlar olursa da düzelebileceğini düşündüm. Ona dedim ki: "Sen 6 haftalık hocasın, ben de 6 günlük başkanım. Ben sana destek vereceğim. Sana oyuncuların güven duymasını sağlamak adına ne gerekirse yapacağım ve kararları da teknik kadro olmadan biz almayacağız." Dedik ve o gün böyle bir karar aldık."
"İlk işlerimizden biri kadro dışı bırakmaktı ki bu çok zordur. Çoğu da zaten tanıdığım insanlar ama dediğim gibi, hocaya o güveni tesis etmek adına böyle bir karar alınması gerektiğine ben ikna oldum. Teknik kadro bizi bu konuda ikna etti ve gerekeni yaptık."
"Hep şunu söyledim mali açıdan da; Fenerbahçe'nin gelir sorunu yok, gelir oluşturma sorunu yok. Gider sorunu var. Geldiğimizde de bu maalesef senelerdir hiç değişmemişti. Hatta son zamanlarda daha da kötüye gitmişti. Kadroda olmayan, formayı giymeyen, oynamayan oyunculara çok maaş veriliyor ve böyle bir iki tane değil, çok oyuncu var önceki yıllardan kalan. Fenerbahçe bir türlü omurgasını oturtamadı. Sürekli sil baştan bir kadrolaşma var. Biz buna engel olmaya çalıştık. Dediniz ya, "Nasıl bir Fenerbahçe devraldınız, neler değiştirmeye çalıştınız?" Biz bunu tespit ettik."
"Omurgasını tekrar her sene yapmak zorunda kalmayacağı, sürekli birden fazla hocaya maaş veya tazminat ödenmeyeceği bir Fenerbahçe oluşturmaya çalıştık. Şu gün itibarıyla iki tane hocaya; bizim zamanımızda iki hocaya tazminat ödeniyordu, maaş ödeniyordu. Bunların olmayacağı bir Fenerbahçe oluşturmaya çalıştık. Guendouzi, Kante ve Sıddıki Cherif transferleri, her ne kadar eleştirilsek de bu amaca hizmet için yapılan transferlerdi. Yani bugün Fenerbahçe'nin orta sahası sadece bugüne kadar gelmiş geçmiş Fenerbahçe'nin en iyi orta sahası değil, Türkiye'nin en iyi orta sahası ve 3-4 sene emanet edebileceğiniz bir orta saha. Bizim zamanımız yetseydi, vaktimiz yetseydi, bunu defans için de yapacaktık. 3-4 sene emanet edebileceğimiz bir takım oluşturacaktık. Kısmet olmadı."
"Bu transferleri yaparken şunu unutuyor insanlar; ara transfer çok çok zordur. Biz bir yaz transferi yaşayamadık. Hiçbir takım oyuncusunu kolay kolay devre arasında bırakmak istemez. Bir oyuncu da ailesiyle vesaire kışın ortasında kalkıp bir takıma gitmek istemez. Ona rağmen biz 5 tane transfer yaptık. Adaylardan bir tanesi de söylüyor: 'Bir iki tane takviyeyle gayet güzel olur bu takım' diye ki niyetimiz de zaten vardı. Bizim belirlediğimiz oyuncuların çoğuyla da konuşuluyor, iki taraf da konuşuyor. Bence biz, aldığımızdan daha iyi bir Fenerbahçe bıraktık."
"O gün o transferleri sadece günü kurtarmak için yapmadık, hiçbirini... En çok da bu Chérif konusunda eleştirildik ama bunların hepsi hem bir plan çerçevesindeydi, hem de teknik kadroyla konuşularak yapıldı. Yok o istenmiş, o istememiş' hepsi yalan. Beraber karar verildi ve günü kurtarmak için değil... Ama tüm yaşananlara rağmen görev süremiz boyunca Fenerbahçe tarihinin en çok kupa kazanan yönetimi olduk. Bence bu da bizim ortaya koyduğumuz iradeyi, Fenerbahçe için nasıl çalıştığımızı gösteren bir sonuç diyelim."
"Biz bahanelere sığınan birileri olmadık. Ben hayatım boyunca olmadım. Bahanelere sığınan insanları da zayıf insanlar olarak görürüm. 'En iyi takım bizim takımımız' diye yola çıktım. 'Ben bu oyuncuları biz almadık', 'Ben bunları tanımıyordum' gibi bir şey demedim, demem. Tarzım değildir. Divan Kurulu'nda çıktılar, 'Bu oyuncuları nereden bulmuşlar?' dediler bir hafta öncesinden. Bence hiç hoş olmadı bu. O benim tarzım değildir. En iyi hoca bizim hoca, en iyi oyuncu bizim oyuncu, en iyi takım bizim takımımız. Elimizdekiler bu, bu da biz... Biz bir aileyiz. İlk günden beri onu vermeye çalıştım Samandıra'daki toplantılarımızda. Hiçbir maç kaçırmadım. Deplasman dahil her futbol maçına gittim. Her yerde de oyuncularımıza 'Biz bir aileyiz' hissini aşılamaya çalıştım. Herkes sonuç üzerinden konuşuyor. Ama tabii ki bazı şeyleri değişik yapabilirdik. Tam ustalık dönemimize girmek üzereydik esasında. Ama sağlık olsun. Genel olarak vicdanımız rahat, ben ve arkadaşlarımın."



