Türkiye-Çin İlişkileri 55. Yılında Gelişiyor
Ekonomi

Türkiye-Çin İlişkileri 55. Yılında Gelişiyor

Büyükelçi Ünal, Türkiye ve Çin arasındaki tarihi bağların güçlendiğini ve ilişkilerin derinleştiğini vurguladı.

Sondakika Ekonomi2 dk okumaYeniEkonomi
Reklam

728×90 — Reklam Alanı

Reklam vermek için tıklayın →

Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Selçuk Ünal, tarihsel bağlardan yakın dönemdeki çok boyutlu işbirliğine Çin ile ilişkilerin giderek geliştiğini, küresel, uluslararası ve bölgesel konularda dünyaya aynı optikten bakan iki ülke arasındaki ilişkileri daha ileri taşımak üzere çalışacaklarını belirtti.

Büyükelçi Ünal, iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yılı dolayısıyla Türk ve Çin kültürleri arasındaki ilişkilerin tarihsel geçmişinden 20. yüzyılın ilk yarısındaki ilk resmi temaslara, Türkiye'nin 1971'de Çin Halk Cumhuriyeti'ni tanımasıyla diplomatik ilişkilerin kurulmasından yakın dönemdeki çok boyutlu işbirliğine dek ikili ilişkilerin gelişimine ve güncel durumuna dair AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

Ünal, tarihi İpek Yolu'nun Asya'nın batı ve doğu ucunda yer alan iki kadim uyarlık arasında alışverişleri ve etkileşimleri sağlayan bir köprü kurduğunu, iki ülkenin yakın çağın dönüşümleri içinde kader birliği ve insani dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

Küresel ekonomik ve ticari gelişmelerle iki ülke ilişkilerinin son 25 yılda çok boyutlu olarak geliştiğine, Çin'in Türkiye'nin birinci ticaret ortağı haline geldiğine işaret eden Ünal, iki ülkenin küresel, uluslararası ve bölgesel konularda, barış ve kalkınma temelinde dünyaya aynı optikten baktıklarının altını çizdi.

Tarihi İpek Yolu'nun oluşturduğu bağlar

Türkiye ve Çin'in iki kadim uygarlığın temsilcisi iki ülke olduğunun altını çizen Ünal, ilişkilerin tarihinin 55 yılla sınırlı olmadığını, yüzyıllar öncesine dayandığını, geçmişi ilk çağlara kadar giden temasların tarihi İpek Yolu ile bağlantısal bir temele oturduğunu ifade etti.

Ünal, İpek Yolu'nun Türkleri ve Çinlileri uzun süre birbirine bağladığını belirterek "İpek Yolu ticaretin, mal değişiminin, kültürel ilişkilerin, etkileşimlerin ve hatta teknoloji transferinin yapıldığı, elçilerin gidip geldiği bir yol oluyor. İki medeniyeti, iki milleti birbirine bağlayan bu yol, bugün de değişik isimler altında devam ediyor." dedi.

Büyükelçi Ünal, iki ülke arasındaki uzaklık ve ulaşım imkanlarının sınırlı olması, elçilerin seyahatlerinin 7-7,5 yıl gibi uzun sürelerde yapılabilmesi nedeniyle eski devirlerde diplomatik temasların sınırlı olduğunu, ancak İpek Yolu'nun kültürler arasında sürekli bir iletişim sağladığını kaydetti.

Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde "Aksay-ı Şark" tabir edilen Uzak Doğu'ya ilginin arttığını anlatan Ünal, Çin'de "Boksör Ayaklanması" olarak adlandırılan olayların yaşandığı 20. yüzyılın başında, dönemin Avrupa güçlerinin Osmanlı İmparatorluğu'ndan asker istediğini ancak dönemin padişahı II. Abdülhamit'in bunu reddettiği gibi ülkeye bir nasihat heyeti gönderdiğini aktardı.

Savaş şartlarında ilk temaslar

Ünal, erken Cumhuriyet döneminde, ilk kez 1927'de Tokyo Büyükelçiliğinden Başkatip Hulusi Fuat Tugay'ın maslahatgüzar olarak Çin'e gönderildiğini, önce Şanghay'a, sonra dönemin başkenti Nancing'e giderek bir temsilcilik kurduğunu, sonraki yıllarda ekonomik sebeplerle bir süre kapalı kalan temsilciliğin 1937'de Ankara'dan tayin edilen Maslahatgüzar Emin Ali Sipahi tarafından, İkinci Dünya Savaşı öncesindeki Japon işgali sırasında Çin'in başkentinin Nancing'den Çongçing'e taşınmasıyla bu şehirde yeniden açıldığını anlattı.

Bundan iki yıl sonra, 1939'da Çin'e "orta elçi" sıfatıyla tayin edilen Hulusi Fuat Tugay'ın yeniden görevi üstlendiği ve ardından temsilciliğin büyükelçilik düzeyine yükseltildiğini belirten Ünal, şunları kaydetti:

📰
Kaynak
Sondakika Ekonomi
✍️
Yayımlayan
Serik Haberleri
Reklam

728×90 — Reklam Alanı

Reklam vermek için tıklayın →