İSTANBUL, 16 Mayıs (Xinhua) -- Türkiye ile Çin arasındaki diplomatik ilişkilerin 55. yıldönümü, İstanbul'da iki ülkenin stratejik geleceği, ekonomik potansiyeli ve tarihsel mirasının ele alındığı üst düzey bir uluslararası buluşmaya sahne oldu.
"Diplomatik Tanınmanın 55. Yıldönümünde Türkiye-Çin İlişkileri: Sorunlar ve Çözümler" başlıklı forum, 13-14 Mayıs tarihlerinde İstanbul'da düzenlendi. Türkiye ve Çin'den akademisyenler, uzmanlar ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı forumda, iki ülke arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel işbirliğinin sürdürülebilir adımlarla geliştirilmesine yönelik stratejik konular ele alındı.
Çeviri Perspektifi: Orta Asya'dan Günümüze Uzanan Bağlar
Forum kapsamında Xinhua'ya değerlendirmede bulunan İstanbul Okan Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Demircioğlu, iki toplum arasındaki bağların köklü bir geçmişe sahip olduğunu hatırlattı. Çeviri bilimi perspektifinden tarihsel bir çerçeve sunan Demircioğlu, Türklerin 9. yüzyılda Orta Asya'da yazılı kültüre geçişinde Çin medeniyetinin önemli rol oynadığını ifade etti.
Demircioğlu, özellikle Budist literatürün oluşumunda Çinceden yapılan çevirilerin Türk kültürüne önemli katkılar sunduğunu vurgulayarak, günümüzde Kuşak ve Yol İnisiyatifi ile yeniden canlanan temasların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir proje olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kültürel Etkileşimde Yerelleşme ve Çift Yönlü İletişim
Forum kapsamında düzenlenen kültür, eğitim ve turizm odaklı oturumlarda söz alan Boğaziçi Üniversitesi Konfüçyüs Enstitüsü Direktörü Zhou Qianwen, kültürel markaların uluslararası tanıtımında yerel kültürün önemine dikkat çekti.
Zhou, "Kültürel iletişim tek yönlü bir aktarım değildir, asıl önemli olan, yerel kültüre ve toplumun ihtiyaçlarına saygı göstererek insanların anlayabileceği, kabul edebileceği ve kendilerini yakın hissedebileceği bir anlatım biçimi bulabilmektir" ifadelerini kullandı.
Kültürel deneyimler, eğitim işbirlikleri ve halklar arası iletişim yoluyla daha kalıcı ve samimi bir etkileşim ortamı oluşturmayı hedeflediklerini ifade eden Zhou, karşılıklı saygı ve anlayış ve öğrenmeye dayalı çift yönlü iletişimin ve ortak üretim ortamı oluşturmanın önemine işaret etti.
Mimari Perspektif: Kültürel Süreklilik
Mimar Berna Karadoğan ise Çin'in kentsel mekanları, geleneksel felsefesi ve mimari mirası arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
Karadoğan, "Çin'in mimarisi, kentsel mekanları ve geleneksel felsefesi arasındaki ilişki beni oldukça etkiliyor. Yasak Şehir'in düzeni ve simetrik yapısından Jiangnan bahçelerinin akışkan ve ima yoluyla ifade edilen estetiğine kadar tüm anlatım biçimleri, Batı mimarlık mantığından tamamen farklı olsa da kendi içinde güçlü bir rasyonalite ve estetik bütünlük barındırıyor" dedi.



