Diyarbakır’da katledilen Narin Güran'ın davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan anne Yüksel Güran, sessizliğini cezaevinden gönderdiği sarsıcı bir mektup ile bozdu. Mektubunda kendisine ve ailesine iftira atıldığını savunan Güran, kamuoyunda bilinen isimleri "lanetleşmeye" davet etti.
"BEN BİR ANNEYİM, KIZIM ÖLÜLER KABRİNDE, BEN DİRİLER KABRİNDEMektubuna "Ben bir anneyim" vurgusuyla başlayan Yüksel Güran, yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:
"Koklamaya doyamadığım Narinimi katletmekle müebbet hapse mahkum olan bir anneyim. Kızının cenazesini görmesine bile izin verilmeyen, namusuna ve iffetine iftira atılan bir anne... Kızım Narin ölüler kabrinde, ben ve oğlum diriler kabrindeyiz."
Kendisine yöneltilen suçlamalara cevap verecek takatinin kalmadığını belirten Güran, Kur'an-ı Kerim'deki "mübahale" (karşılıklı lanetleşme) geleneğine atıfta bulunarak meydan okudu:
"Bana ve aileme iftira eden, çocuğumuzu katletmekle ya da katilini bilip susmakla bizi suçlayan herkesi lanetleşmeye davet ediyorum. Eğer iftiralarınız doğruysa, ben yahut ailemden biri Narinime kıymışsa Allah, melekler ve tüm lanet edicilerin laneti bizim üzerimize olsun, Allah bizim boynumuzu kırsın!"
Yüksel Güran, mektubunun son bölümünde davanın takipçisi olan gazetecilere, hukukçulara ve sanatçılara doğrudan isim vererek seslendi:
"Ey bu dava hakkında iftiralar ile toplumu etkileyenler, yetkilerini kötüye kullananlar... Saadet Oruç amin der misin? Gülben Ergen amin der misin? Nahit Eren amin der misin? Aylarca topluma yalanlar söyleyen tüm gazeteciler amin deyin... Ben amin diyorum ve yardımı yalnızca Allah'tan bekliyorum."
Güran'ın mektubunun tam metni şu ifadeleri içeriyor:
"Bu bir lanetleşme davetidir!
Ben yüksel GÜRAN koklamaya doyamadığım Narinimi katletmekle müebbet hapse mahkum olan
Ben bir anneyim kızının cenazesini görmesine bile izin verilmeyen bir anne.
Ben bir anneyim namusuna iffetine iftira atılan bir anne.



